Yazar: sami kaya

Altınoluk Dergisi | 20. SAYI | 1987 Ekim Numan b. Beşîr (r.a.) der ki: “Yevm-i kıyamette azab cihetinten ehl-i nar’ın ehveni şu kimsedir ki, onun iki ayağının yere değmeyen yerleri altında iki kor ateş bulunur. O iki kor ateş ile o kimsenin dimağı yani beyni kaynar. Nitekim bakır tencerenin, kazanın ve ibriğin kaynadığı gibi.(1) Ebu Hureyre (r.a.)’den mervidir ki: Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur. Allah Teâlâ Hazretleri’nin fazl ve rahmeti imdada yetişmedikçe ahirette hiçbir ferdin kendi ameli kendisini asla Cennet’e koyamaz. Yani bir kimsenin ameli Cennet’e girmeye vesile ise de mutlaka Cennet’e girmeye sebep olacak, demek değildir.…

Read More

Altınoluk Dergisi | 19. SAYI | 1987 Eylül Vacib Teala hazretleri buyuruyor: “O kimseler ki onlar Allah’a ve Resülüne ve kitablarına iman ettiler ve o kimseler ki onlar da îman ile beraber hicret ve fisebîlillah mücahede ettiler. İşte bu kimseler Allah’ın ihsasını ümid ederler. Zira Allah Teala mücahede edenlerin günahlarını mağfiret eder ve cihadları mukabili sevab vermekle merhamet buyurur.” 1 Yine Allah Teala buyurur: “O kimseler ki onlar îman ettiler ve imanlarını ef’alleriyle isbat ederek vatanlarını terk ve civar-ı Resülullah’a iltica etmek suretiyle hicret ettiler ve fisebîlillah malları ve canları ile mücahede ettiler. Onlar için indellah büyük dereceler vardır. Ve…

Read More

Altınoluk Dergisi | 18. SAYI | 1987 Ağustos Allah Teâlâ, İbrahim -aleyhisselam-‘ı dost ittihaz etdiği zaman melekler itiraz etdiler ve dediler ki: – Ey Rabbimiz! İbrahim sana nasıl dost olabilir? Onu meşgul eden nefsi, evladı ve ailesi vardır. Allah Teâlâ buyurdu: – Ben kulumun şekline ve malına değil kalbine ve işlerine bakarım. Dostum İbrahim’in benden başkasına muhabbeti yokdur, isterseniz bir tecrübe edin. Bunun üzerine Cebrail -aleyhisselam- insan suretinde Hazret-i İbrahim’e geldi. İbrahim -aleyhisselam- ise koyun güdüyordu. Koyunların muhafazası için on iki köpeği vardı. Her birinin boynunda da dünya malı olan altını tahkir için (önemsiz gördüğü için) altından yapılmış birer tasma…

Read More

Altınoluk Dergisi | 17. SAYI | 1987 Temmuz Allah Teâlâ Hazretleri Kur’an-ı Kerîm’inde: “Mü’minler, mü’minlerin gayrı kafirleri dost ittihaz etmesinler! Ve eğer bir kimse mü’min’in gayri kafiri dost ittihaz ederse o kimse Allah’ın dostluğundan bir şey üzre değildir.” (Al-i İmran: 118) buyurmaktadır. Bir başka Ayet-i Kerime’de “Ey mü’minler! Kendi kardeşleriniz olan mü’minlerin dûnunda kafirleri dost ittihaz etmeyin! Kafirleri dost ittihaz etmekle Allahu Teala için aleyhinize açık ve zahir beyyine, hüccet kılmak mı murad edersiniz? Ve bu sebeple nefsinizi nar’a müstahak kılmak mı istersiniz?” (Nisa suresi: 144) buyuruluyor. Yahudi ve Hristiyanların asla dost olamayacağını da şu ayetle bizlere bildirilmektedir: “Ey mü’minler!…

Read More

Altınoluk Dergisi | 16. SAYI | 1987 Haziran – Ebu Eyyub el Ensari Halid b. Zeyd – Radıyallahu anh’dan rivayete göre Rasûlullah – sallallahu aleyhivesellem – şöyle buyurmuştur. Bir kişinin din kardeşini üç günden fazla küs bırakması helal değildir. Bir halde küslük ki iki mümin birbirine kavuştukları zaman birisi yüzünü şu tarafa çevirir, öbürüsü öte tarafa çevirir. Halbuki iki müminin hayırlısı şu önce selam vermeye başlayandır. İzahı: İki mümin arasındaki dargınlığın selam vermek suretiyle zail olacağı da bu hadis-i şeriften istifade olunmuştur. Fakat fasık, zalim kimselerden yüz çevirmek ve ictinab etmek Kitab ve sünnetin emrettiği bir vazifedir. Tebük gazasından her…

Read More

Altınoluk Dergisi | 15. SAYI | 1987 Mayıs Ebü Hüreyre (r.a.)’dan Rasülullah (s.a.)’ın şöyle buyurduğu rivayet olunmuştur. “Miskin, halkın kendisine bir iki hurma, bir iki lokma verdiği şu kimseler değildir. Hakiki miskin, kendisini geçindirecek nafakası olmadığı halde halka el açıp istemekten çekinen şu iffet sahipleridir, isterseniz okuyunuz.” Ebu Hüreyre “İsterseniz okuyunuz” sözüyle: “Ey müminler sadakalarınızı çok fakirlere tahsis ediniz ki onlar nefislerini Allah yolunda cihada ve gazaya vakfetmişlerdir. Onlar yeryüzünde şuraya buraya gitmeye muktedir olamazlar. Bunların halini bilmeyenler onları zengin sanırlar. Habibim,sen bu fakirleri simalarından bilirsin. Bunlar halktan ilhah ve ısrar ile istemezler. Ey müminler! Bu fakirlere sadakadan ne verirseniz…

Read More

Altınoluk Dergisi | 14. SAYI | 1987 Nisan Ebû Hüreyre (r.a.)’dan rivayete göre bir adam Nebî (s.a.s.) Efehdimize geldi ve: – Ya Resulallah, açlıktan tahammülüm kalmadı, diye şikayet etti. Resulullah (s.a.s.) de Ebû Hüreyre’yi bu adama ikram etmeleri için hane-i saadetlerine gönderdi. Ümmühat-ı müminin de “Bizim yanımızda sudan başka birşey yoktur, dediler.” Yani ne ekmek ve ne de katık var, dediler. Hemen geri dönen Ebû Hüreyre Rasul-i Ekrem (s.a.s.)’e durumu anlattı. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz yanında bulunan ashaba: -Şu açı kim yemeğine ortak eder, kim misafir eder? buyurdu. Ensardan bir kişi ayağa kalktı ve: Ben, dedi. Misafiri alıp evine götürdü.…

Read More

Altınoluk Dergisi | 13. SAYI | 1987 Mart İbn Ömer (r.a.)’dan rivayete göre Nebî (s.a.s.) şöyle buyurmuşlardır: “Mümin bir kişi – kendisine haram olan bir kan bulaşmadıkça – daima dininden mülhem olduğu genişlik içindedir.” İzahı: Müminin dininden mülhem olduğu hakikat, Cenab-ı Hakk’ın tevbekar kullarının tevbelerini kabul buyurarak büyük küçük günahlarını marifet buyurmasıdır. Ancak şirkten sonra en büyük günah olan katl-i nefs (adam öldürmek) başka. Kanı hürmete şayan müminin bir mümine kanı bulaşırsa artık dini, hayatı o kimseyi sıkar. Afv-ı ilahiden ümitsiz yaşar demektir. * * * İbn Mes’ud (r.a.)’dan rivayete göre, Nebi (s.a.s.)’in şöyle buyurduğunu işittim demiştir. “Kendileri hayatta bulunup…

Read More

Altınoluk Dergisi | 12. SAYI | 1987 Şubat EBÛ HUREYRE (r.a.)’dan mervidir ki: “Hiçbir ferd cennete dahil olmaz. İlla o kimse şayet dünyada seyyiat ve küfür işlemiş olsaydı cehennemde bulunacağı mekanı kendisine gösterilir de sonra cennete dahil olur, bu da, o kimse ziyadece şükretsin diyedir. Yine hiçbir ferd cehenneme dahil olamaz. İlla o kimse şayed dünyada amel-i salih üzere olsaydı yani iman etmiş olsaydı, kendisinin cennette bulunacağı makamı kendisine gösterilir. Bu da o kimsenin hasret ve nedametini artırmak içindir.” Her şahıs için hem cennette hem cehennemde makam vardır. Bir mümin cennete dahil olmazdan evvel, cehennemdeki makamı gösterilir. Sonra cennet-i ala’ya…

Read More

Altınoluk Dergisi | 11. SAYI | 1987 Ocak İBN ÖMER (r.a)’dan mervidir ki: “Hepiniz, raî, hamî ve muhafızsınız. Ve hepiniz raiyyenizden mes’ülsünüz” Yani her biriniz herhalde bu dünyada bir şey ile vazife-dar bulunduğunuzdan o şeyin hamisi, muhafızı olmakla o işten dolayı ahirette mes’ulsünüz. Mesela hükümet reisi idaresi altında bulunan milletlerin hamisi bulunduğundan bütün raiyyesinden mesuldür. Yani hudud ve ahkamın icrasından ikame-i cum’a ve cemaatten mes’ül demektir. Bir hane sahibi erkek de hanesinin hamisi olup kendi hanesinin nafaka ve idaresinden ve hüsn-i muaşeretinden mes’uldür. Kadın da kocasının hanesinde raiyyesi ve hamiyesi olup kendi raiyyesinden mes’uldür. Yani hanesinin hüsn-i tedbirinden ve terbiye-i…

Read More

Kâinat bahçesinde açtı dergâhı Hami, Bin vecd ile zikreder Yüce Allah’ı Sami, İç gözüne Hak nurun sürmesi çekilmiştir, İşte Kutbu’l-Arifîn, erenler şahı Sami!. Her lütfü, her keremi O’na etmiş Erbilî, Kalb-i şerifine aşk, bina etmiş Erbilî, Cennet bağında öten can bülbülüdür Sami, Mektûbatında nice sena etmiş Erbilî!. Can kurban, cihan kurban, Hak Nura ermişlere, Kalbi, gönlü, ve dili, Allah’a vermişlere. Peygamber kucak açar, Melekler alkış tutar, Ömür seccadesini dergâha sermişlere!. Mustafa Necati Bursalı Kaynak: Sâdık DÂNÂ, Erkam yayınları, Sultanü’l-Ârifîn eş-Şeyh Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu

Read More